Bir köle cemaati daha!
Bir
notaya dokunuyorsun. Memleketin her köşesinden başka korolar da ses
veriyor.
"Köleler" diyorsun; "Biz de köleyiz" diye
yenileri selam ediyor.
"Angarya" diyorsun; başka "Angarya" mahkûmları feryat ediyor.
İnanın, düşünce özgürlüğü konuşulan bir memlekette milyonlarca insan,
kamuda ve özel
sektörde, düşüncesi bir yana, yakınmasını dahi korkmadan iletmekten aciz
bırakılmış durumda.
Demokrasi filan denen memlekette, en basit insan hakları güçlülerin
kokuşmuş ayakları altında.
Cumhuriyet filan hiç demeyin; tahakküm, imtiyaz, zümre egemenliği
cenneti burası; yüz binlerce insan içinse angarya, tehdit, yargısız
infaz cehennemi.
***
Feryat
içinde özel güvenlikçiler de arıyor.
Hani artık her banka, okul, alışveriş merkezi, havalimanı, üniversite,
işyeri, hastane, fabrika, site mite kapısında üniforma içinde dikilen,
iki arada bir derede, resmi ve güçlü görünüşlü, özel ellerde sıkılmış ve
güçsüz bir topluluk.
En basit formül şu:
Asgari ücretle çalıştır; sonra brütünün
en az iki katı fiyata kirala.
"Beyaz insan" şeyi!
Mesela, Ankara Özel Güvenlikçiler Derneği Başkanı Resul Akyol,
bu sütun "Kölelerin sesi" ya, taleplerini sıralarken,
"Çağımızın modern köleleri yapılmaya
çalışılan arkadaşlarımız" diyerek şu tespitte bulundu:
"Sigortası yapılmayan, maaşını dahi
alamayan, dini ve milli bayramlarda
bedelsiz çalıştırılan, fazla mesai ücreti
asla tanınmayan, teminat senedi ile
zincirlenenler."
***
Bıkmadan
soracağım.
Nasıl bir cumhuriyet bu? Nasıl bir
demokrasi? Durmadan çiğneyenlere asla
dokunmayan nasıl bir Anayasa bu?
Nasıl bir Meclis? Nasıl bir adalet,
nasıl bir yargı bu? Nasıl bir
gazetecilik bu? Nasıl bir kapitalizm?
Nasıl bir namus, maneviyat, ahlak,
insanlık? Nasıl bir vicdan bu?
Sabah Gazatesi
08/01/2008
|